• Document: İlber Ortaylı BATILILAŞMA YOLUNDA
  • Size: 661.03 KB
  • Uploaded: 2019-05-17 22:53:40
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

İlber Or t ayl ı BATILILAŞMA YO LU ND A Tarih MERKEZ M taplar İÇİNDEKİLER 7 Önsöz 9 Tanzimat adamı ve Tanzimat toplumu 29 Tanzimat döneminde tanassur ve din değiştirme olaylan 37 Tanzimat devri basım üzerine notlar 46 İlk Osmanlı parlamentosu ve Osmanlı milletlerinin temsili 55 II. Abdülhamid döneminde anayasal rejim sorunu 61 İlk Osmanlı parlamentosunun yapısında eyâlet idare meclislerinin etkisi 70 E. Abdülhamid devrinde taşra bürokrasisinde gayrimüslimler 77 Midhat Paşa'nın vilâyet yönetimindeki kadroları ve politikası 83 Osmanlı İmparatorluğu'nda idari modernleşme ve mahallî idare alanındaki gelişmeler 93 OsmanlIlarda ilk telif iktisat elyazması 100 Osmanlı İmparatorluğu'nda sanayileşme anlayışına bir örnek: 'lslah-ı Sanayi Komisyonu' olayı 104 Osmanlı İmparatorluğu ve Alman diplomasisi: 'Drang nach Osten' 111 Osmanlı İmparatorluğu'nda Amerikan okullan üzerine bazı . gözlemler 124 Osman Hamdi'nin önündeki gelenek 134 Osmanlı devletinde laiklik hareketleri üzerine 146 Hilâfet ve Türkiye İslam devletinde hilâfet 156 19. yüzyılda heterodox dinî gruplar ve Osmanlı idaresi 161 Alevîlik, Nusayrîlîk ve Bâbıâlî 170 Osmanlı İmparatorluğu'nda 'millet' nizamı 178 Ortodoks kilisesi 195 Tanzimat döneminde Balkanlarda ulusal kiliseler ve Rum Ortodoks kilisesi 202 Son devirde Osmanlı Musevîleri 216 Osmanlı Yahudileri ve Türk dili 222 Osmanlı modernleşmesi ve Sabetayaiık 229 Harf devriminiıi nedenleri üzerine H arf Devriminin Nedenleri Üzerine * 229 3 Kasım 1928'de" Türkiye modem dünya koşullan içinde çok cesur bir denemeye girdi. Alfabe değiştirmek tarihte ilk kez görülen bir olay değildi. Hatta en başta Türkler, tarih boyu birkaç kez alfabe değiştiren bir toplum olarak bu olayın önde gelen örneği sayılabilirler. Ne var ki al­ fabenin değiştirilmesi, ilk ve ortaçağ toplumları için köklü bir değişiklik sayılmayabilir. Yazı ve kayıt işleri ile dar bir bürokratik kadronun, birkaç rahib ve şairin uğraştığı geleneksel toplumlarda yazı ile ilgisi olmayan geniş yığınlar böyle bir değişimden haberli bile olmamışlardır, ilkçağın parlak uygarlık örneklerini veren Ahamanişl^r İranı çiviyazısını, Sasanî- ler İranı Pahlavi denilen kökü Aramî alfabesine dayalı yazıyı kullanmış ve Araplar İran'ı fethedince Arap alfabesi bunların yerini almıştı. Bu son olay her ne kadar eski İran uygarlığının kaynaklarını bir süre karanlıkta bırakmışsa da, 9-10. yüzyıllarda eski kültürün restorasyonu olanak ka­ zanmıştı. Çünkü geleneksel toplumun bir özelliği, kültür ürünlerinin sözlü olarak saklanmasıdır. Böylece eski Iran kültürünün destan, şiir, masal gibi ürünleri, hatta dinî metinleri büyük oranda halkın tüm ke­ simlerinin belleğinde yaşadığından, sonraki dönemlerde yeniden yazıh olarak saptanması mümkün olmuştur. İran'ın ünlü şairi Farsçanm üsta­ dı Firdevsî (Firdoşî) bile Şehname'sini bu tip sözlü anlatımlardan derle­ miştir. Oysa basınm, kitapların ve eski çağlara oranla yaygın eğitimin görül­ düğü modem çağlarda, böyle bir değişiklik kolay cesaret edilip yürütü­ lecek bir iş değildi. Nitekim toplumlar bu konuda çok ürkek ve tutucu davranmaktadır. Değişimden önemli sayıda kişi ve kümeler olumsuz bi­ çimde etkilenir ve yeninin benimsenmesi birçok güçlük yaratır. Bunlara karşın Türk inkılâbının bu konudaki ısrarlı tutumu nasıl olup da başarıya ulaşmıştır. Başarıyı gerçekleştirmeye yardım eden ilk nokta; 1928 Türkiye'sinde Arap harflerine muhalif, kökü 19. yüzyılın ilk yansına kadar uzanan edebî ve fikrî bir akımın varlığıdır. Bu akımın varoluş nedenini ve yayılışını bu yazıda göstermeye çalışacağız. Arap harflerinin yerine Türk dili için en uygun alfabenin hangisi olacağı soru- * Türkiye Cumhuriyeti'nm Yetmiş Beş Yılı Armağanı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınlan, Dizi XVI, S. 80. Ankara 1998, s. 68-84 *4 Yasa 1 Kasım 1928'de kabul edilip, 3 Kasurı'dan başlayarak yürürlüğe girmiştir. su ise, Latin harflerinin kabulü ile çözülmüştür, Bn da harf devrimini olanaklı kılan ikinci noktadır. Alfabe tarihine baktığımızda Latin harfle­ ri, yazının gelişiminin doruk noktası olarak karşımıza çıkar. Fonetik ba- 230 kımdan en mütekâmil alfabe olduğundan, seslilerin (vokal) önemli ol­ duğu Türk dili için, Latin alfabesi en uygun görülmüştür. Bunu yazının gelişim tarihinde saptamak mümkündür. İlk yazı M.Ö. XXXII. yüzyılda

Recently converted files (publicly available):