• Document: Sisin Sakladıkları. Miyase Sertbarut
  • Size: 2.33 MB
  • Uploaded: 2019-03-14 18:56:18
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Sisin Sakladıkları Miyase Sertbarut SİSİN SA K LA DIK LA R I © 2004 , Tudem Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş. 1476/1 Sok. No:10/51 Alsancak-Konak/İZMİR YA Z A R : Miyase Sertbarut EDİTÖR: Burhan Düzçay D Ü Z E L T İ : Şirin Etik S A N A T Y Ö N E T M E N İ : Geray Gençer K A P A K İ L L Ü S T R A S Y O N L A R I : Elif Deneç Ertem Basım Yayın Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. B A S K I V E C İ LT: Eskişehir Yolu 40. Km. Başkent OSB 22. Cadde No:6 Malıköy/Ankara Tel: 0 312 284 18 14 B i r i n c i B a s k ı : Nisan 2005 O n A l t ı n c ı B a s k ı : Kasım 2016 (3.000 adet) ( İ l k on beş bask ı topla m 49 . 0 0 0 adet) ISBN: 9 7 8 - 6 0 5 - 9 6 0 4 - 4 6 - 8 Yayınevi sertifika no: 1 1 9 4 5 Matbaa sertifika no: 2 6 8 8 6 Tüm hakları saklıdır. Bu yayının hiçbir bölümü, telif hakkı sahibinin önceden yazılı izni olmaksızın tekrar üretilemez, bir erişim sisteminde tutulamaz, herhangi bir biçimde elektronik, mekanik, fotokopi, kayıt ya da diğer yollarla iletilemez. w w w.t udem .com Sisin Sakladıkları Miyase Sertbarut Miyase Sertbarut 1963 yılında Ceyhan’da doğdu. Keloğlan, Jules Verne, Orhan Kemal ve Karabaşlarıyla büyüdü. Okula giderken hep karnı ağrıyordu. Yani o öyle zannediyordu… Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi, yine karnı ağrıyordu. Öğretmenlik yaptı, karnının ağrısı geçmiyordu. Yazmaya radyo tiyatroları ile başladı. Öykü, roman, masal türlerinde yapıtlar verdi. Karnının ağrısı geçti. Kitapların bütün ağrılara iyi geldiğini düşünüyor. Yazarın Devlet Tiyatroları repertuvarında Nalıncı ile Padişah adlı çocuk oyunu bulunmakta, ayrıca Sınavsız Hava Sahası adlı oyunu pek çok okulda sahnelenmektedir. Komşumuz Çok Acayip adlı romanı 2013 yılında Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı ödülünü almıştır. 01 Kahvaltıda Kötü Haber O pazar sabahı Nilgün Hanım kahvaltıyı balkona hazırla- mıştı. İlay’ın sevdiği fıstıklı salamdan bile vardı masada. Pa- zar sabahları annesinin kahvaltı masasına özel yiyecekler koymayı sevdiğini biliyordu İlay, bunun için şaşırmadı; ama mutfaktan tereyağlı omletin kokusu da gelince durumda bir olağanüstülük olduğunu sezmeye başladı. Yine kötü bir şey ol- muştu anlaşılan, çünkü masada annesinin nefret ettiği ketçap ve mayonez şişeleri de boy gösteriyordu. Annesi ve babası boşanacaklarını İlay’a söyledikleri gün de masaya kızlarının en beğendiği yiyecekleri koymuşlardı. Pata- tes kızartması, kuru köfte, bol mayonezli rus salatası ve büyük boy kola şişesi. İlay patateslerin üzerine ketçabı boca ederken ikisi de her zamankinin tersine seslerini çıkarmamışlardı. “Acaba annemin tayini mi çıktı?” diye düşündü oturmak için sandalyeyi çekerken. Buna üzülürdü doğrusu. Annesi 7 hastanede doktordu; son aylarda, tayinim çıkabilir deyip du- ruyordu. Eğer başka bir yere taşınacak olurlarsa oturdukları semtteki arkadaşlarından, en çok da Tayfun’dan ayrılacağı için çok üzülürdü. Altı aydır kalbinden ve hayalinden çıkaramadığı Tayfun’la yeni yeni yakınlaşmaya başlamışlardı. Ah! Okulun en yakışıklı çocuğuydu Tayfun. Onun gibisini bir daha bulamam diye dü- şünüyordu İlay. Çocuk bir hafta önce arkadaşlık önerisinde bu- lunmuş, İlay da fazla düşünmeden hemen kabul etmişti. İlay’ın parkta dolaşıp kafede diz dize oturduğu, gözlerinde bambaşka ışıklar ve gölgeler gördüğü ilk erkek arkadaşıydı bu çocuk. Di- ğer arkadaşları Tayfun’u fazla onaylamamışlarsa da İlay’ın kal- bi sanki yalnızca onun için çarpıyor gibiydi. İlk aşkın, ilk sev- gilinin yarattığı coşkuyla kendisini dünyanın en mutlu insanı olarak görüyordu şimdi. Eğer annesi başka bir kente gitmeleri gerektiğini söylerse buna kesinlikle ayak direyecekti. “Babam- la kalırım o zaman,” diyebilirdi. Babasının buna itirazı olaca- ğını sanmıyordu. Annesi üzülürdü, ama ne yapsın, Tayfun’dan ayrılmamak için her şeyi yapabilirdi. Mutfaktan gelen tereyağlı omlet kokusu eşliğinde hayallere daldı. Balkonlarına yakın duran heybetli çınar ağacına tüne- miş, gagaları tuhaf bir biçimde kısa, üç kargayı da görmüyor- du. Kargalarsa bütün dikkatlerini İlayların balkonuna, balkon 8 masasındaki yiyeceklere vermişlerdi. İki hafta önce bu çınar ağacının dalında duruyor olsalardı, bu üç tuhaf karga İlay’ın dikkatinden kaçmazdı. Özellikle de normal kargalara göre daha kısa kalmış gagaları ve tavuk bacağı kalınlığına ulaşmış bacaklarıyla... Ama İlay iki haftadır rüyalarının prensini bul- muş ve bütün dünyayı unutmu

Recently converted files (publicly available):